20 Ekim 2016 Perşembe

VENEDİK / İTALYA



Tam bir masalsı şehir olan Venedik, balayı veya evlilik yıldönümü için tercih edilebilecek şahane bir yer. Zaten genelde çiftler tarafından tercih edilen bu güzel İtalyan şehrine hayran kalacaksınız.  



Genelde Venedik’e turlarla gidilir. Tur şirketleri şehri şöyle bir gezdirip,  kısa bir gondol turunun ardından sizi yarım saat serbest bırakırlar ve sonra geri dönersiniz. Turun anlaştığı oteller de oldukça şehir dışıdır. Venedik’e gittim, gezdim dersiniz. 



Maalesef ki Venedik öyle 1-2 günde tadına varılacak bir şehir değil. Her yeri gezmek, tarihe tanıklık etmek ve şehrin sokaklarında kaybolmanız gerek. 



Maceracı Kaşifler olarak 45’ten fazla ülke gezdik, Venedik bizi oldukça etkileyen yerlerin başında gelir. Tüm dünyadan ziyaretçilerin akın ettiği bu ada şehrini sizlere daha fazla anlatmaya başlayalım.


Öyle bir şehir düşünün ki 118 küçük ada birbirine köprüler ve su kanallarıyla bağlı olsun. 400 tane köprü olduğunu duyduğumuzda hiç te şaşırmadık.


 Biz Viyana’dan arabamızla çıkıp Venedik’e vardık. Aracımızla gidebildigimiz en son noktaya kadar gidip cok katlı otoparka günlüğü 18 Euro’ya parkettik. Toplu taşıma araçları ve diğer tüm motorlu taşıtlar için son durak olan Piazzale Roma’da iniliyor. Burası, motorlu kara taşıtlarının Venedik’te gelebildiği son nokta. Bu noktadan sonra şehre ya yürüyerek ya da toplu taşıma aracı olan kanal otobüslerine (Vapuretto) binilerek giriliyor. Bizde kişi başı günlüğü 7 Euro olan Vapuretto biletlerimizi ve sırt çantalarımızı alarak Vapurumuza binip otelimize varmak için yola koyulduk.


Biz Hilton Molino Stucky Venice’de konaklamayı tercih ettik. Hem uluslararası standartları olan hem de kalitesine aşikar olduğumuz için kararımız Hilton’dan yana oldu. Hemen belirtelim Hilton Otelinin San Marco Meydanı’na ücretsiz servis veren vapur shuttle bulunmakta. Sadece San Marco meydanına uğramıyor bu vapur istediğiniz durakta indi bindi yapabiliyorsunuz.


Otelimize check - in yaparken resepsiyonist tarafından talep edilen kişi başı X kalınan gün sayısı miktarı kadar günlük 4,5 Euro şehir vergisi ödedik. Otel görevlisi bizden toplamda nakit 36 Euro şehir vergisini alıp, devlet tarafından verilen özel bir zarfa koyup hemen ayırdı. Bu vergi sadece nakit olarak kabul ediliyor hemen belirtelim.


Otele yerleştikten sonra soluğu hemen Grand Kanal’da alıyoruz. Grand Kanal (Canal Grande) 4km kadar uzunluğuyla Venedik'in en büyük ve en güzel kanalı. Bu ana kanala çok sayıda ikincil kanal açılıyor ve yüzlerce köprü ile birbirine bağlı bu masalsı şehir sokaklarında kaybolmaya başlıyoruz.


Karnımız acıkmaya başlayınca güzel bir İtalyan pizzası yemek için bir yerler arıyoruz. Ben güzel bir spagetti ve eşim de bir Pizza Margarita ısmarlayıp bu güzel lezzetlerin orijinal ülkesinde tadına bakıyoruz. Tabir-i caizse Mamma Mia!!! J O kadar karbonhidrat yüklemesinden sonra Venedik’in daracık sokaklarını keşfetmeye devam ediyoruz. Elimizde harita olmasına rağmen spontane gezmek en keyiflisi. Her sokak, her köprü ve köşebaşı size süprizler vadediyor çünkü.


Grand Kanal üzerinde 4 köprü bulunuyor. En ünlüsü,en eskisi ve en kalabalığı Rialto Köprüsü. Bu köprü eskiden beri Venedik’in ticari faaliyetlerinin en yoğun olduğu bölge olduğu için önem taşıyormuş şimdi ise turistlerin gözdesi.(Fotograf çektirmek için sıra bekledik) 


Devasa Cruise Gemilerinin de uğrak noktası Venedik. Sabah 09:00 aksam 17:00 saatlerinde günübirlik yanaşıyorlar ve binlerce turist Venedik sokaklarını keşfe çıkıyor. Bu saatler arasında her yer ama her yer oldukça kalabalık. Müzelerde, cafe, restaurantlar ve dükkanlarda bile sıra oluşuyor. 



Size ufak bir ipucu verelim; biz şanslıyız ki ilk gün farkettik J Cruise turları gider gitmez Venedik’in istisnasız her dükkanında (cafe ve restaurantlar da buna dahil) %50 indirim yazan tabelalar asılıyor camlara. Biz de akşam yemeğimizi Cruise gemilerinin ayrılma saatinden sonra yarı fiyatına yedik ve hediyelik alışverişlerimizi de yine bu saatten sonraya denk getirerek gayet ekonomik sayılabilecek fiyatlar ödedik.


San Marco Meydanı turistlerin bir diğer uğrak yeri. Bu devasa meydanda San Marco Kilisesi, Saat Kulesi ve Dükler Sarayı bulunmakta. Şehirin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Marciano Müzesi de San Marco meydanında bulunuyor.



Giriş için oldukça uzun sıralar bekliyorsunuz. Bir zamanlar meydanda bulunan bronz atlar, ünlü mücevherler, mozaikler bu müzede sergileniyor. Yukarı kısmında bulunan balkonlarına çıkarsanız çok güzel bir manzara yakalayabilirsiniz. 


Meydanda, Venedik’in, hatta dünyanın en meşhur kafelerinden biri olan Caffe Florian var. Akşamları meydanda bulunan bu cafelerin önündeki orkestralar tam bir müzik ziyafeti sunuyor. Canlı olarak sergiledikleri performansları dinlemeye değer. Geceleri de oldukça eğlenceli olan bu meydanı gezmeden dönmeyin deriz. 


Gelelim Venedik ile özdeşleşmiş Gondollara. Daha önce de belirttiğimiz gibi kanallarla kaplı bu güzel şehri bir de Gondolla gezmek isterseniz, öncelikle biraz pazarlık yapmanızı öneririz.Avrupa ülkelerinde pek yaygın olmasa da pazarlık geçerli. Dilerseniz eşinizle veya sevgilinizle romantik bir Gondol Turu’nu başbaşa veya ekonomik olsun isterseniz sizin gibi diğer turistlerle ortak yapabilirsiniz. Bu güzel Gondol Gezisinde  Marco Polo’nun, Kazanova’nın ve ilk başbakanlarının yaşamış olduğu binaların yanından, sayısız köprünün altından geçiyorsunuz.


Gelelim biraz ne alınır, ne tür hediyelikler var Venedik’te. Rialto Pazarı öğle vaktine (12:30) kadar açık, taze meyve, sebze ve çeşit çeşit ürünlerin satıldığı bir Pazar. Oldukça acı tüketen İtalyan’lar bu pazarda taze acı biberleri tıpkı çiçek buketi gibi satıyorlar.


Venedik’in birçok mağazasında el işi cam objeler, figürler, avizeler görebilirsiniz. Bu camların kökeni Venedik’e 45 dakikalık mesafede bulunan Murano Adası’ndan geliyor. Ayrıca şahane maskeler de bu şehrin simgesi. İrili ufaklı maskelerin satıldığı dükkanlara bayıldık. Seyretmesi hatta fotoğraf çekmesi bile çok zevkli.


Makarnaların binbir çeşidi, rengarenk ve hatta siyah beyaz olanları bile mevcut. Hepsi hediyelik olarak paketlenmiş ve renkli olanlar çeşitli sebzelerden elde edilen renkler olduğu için gönül rahatlığı ile alabilirsiniz. Ayrıca, ünlü İtalyan içkisi Limoncello, zeytinyağı, Parmesan, Mozerrella gibi peynir çeşitleri de alabileceğiniz yerel ürünler arasında.


İtalya’ya gelip birbirinden meşhur kahvelerinden içmeden döneceğimi sanıyorsanız, benim gibi bir kahve tutkununu hiç tanımıyorsunuz demektir. J Venedik sokaklarını karış karış gezerken yorulduğumuzda, hemen bir cafe veya pastane bulup güzel bir kahve molası verdik. Kahvenin yanına eşlik eden olağanüstü lezzetli ve bizim ülkemizdeki tatlarıyla alakası olmayan Tiramusu’ya bayıldık.


Belirtmeden geçemeyeceğim, eğer kahvenizi sıcak seviyorsanız mutlaka belirtin çünkü kahveler soğuğa yakın bir ısıda servis ediliyor. Ayrıca şehir efsanesi değil ayakta içtiğin ile oturarak içtiğin kahvenin fiyatı da farklı :P 


Venedik’te deniz ürünleri ya da risotto gibi bir şeyler yemek için kişi başı 30€ gibi epeyce bir miktar ödemek gerekiyor. Ama pizza dilimleri için ödeyeceğiniz miktar Cruise gemileri ayrılmadan önce 10 Euro, Cruise gemileri ayrıldıktan sonra 5 Euro. Tercih tamamen size kalmış. Biz her ikisini de denedik hepsi birbirinden lezizdi.


İPUÇLARI:

1)Gondol Gezisini mutlaka yapın. Tabii biraz pazarlıktan sonra.
2)Cruise Gemilerinin şehirden ayrılmasını bekleyin, herşey yarı fiyatına düşüyor.
3)Vapurettolara binmeden de şehrin bir ucundan diğerine köprüler ile yaya gidebilirsiniz.
4)Kahvenizi sıcak seviyorsanız mutlaka garsona hatırlatın.
5)Bazı turistik mekanlar inanılmaz pahalı olduğu için menülere gözatmadan sipariş vermeyin.
6)Ülkemizde oldukça pahalı olan Parmesan Peyniri fiyatından dolayı taşımaya değer. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder